Şeffaflık Derneği, Türkiye’de Yasa Dışı Ticaret, Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Raporu Lansmanı

Türkiye’de Yasa Dışı Ticaret ve Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Raporu Lansmanı Şeffaflık Derneği, tarafından Dedeman Hotelinde gerçekleştirildi.

Uluslararası şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Av. Selçuk Argun açılış konuşmasında“Türkiye’de yasadışı ticaret ve kayıt dışı ekonomi ile mücadele konusunda yaptığımız çalışmanın sunumunu yapacağız.” dedi  

Selçuk Argun “Projeye değerli katkılarını veren kendi tedarik zincirini kontrol etmeye ve yasadışı ticarete karşı uluslararası protokolleri desteklemeye devam eden Philip morris PMI IMPACT ‘a teşekkür etdi

“Oldukça önemli bir konu Türkiye’nin kanayan yaralarından bir tanesi kesinlikle mücadele edilmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyoruz. Bugün programımız da kısaca belirtmek istersem. Öncelikle ulusal şeffaflık derneği’nin. 2030 yılı. Kısa, orta ve uzun vadeli strateji belgesi nin sunumunu yapacağız. 

Değerli hocalarımız raporu hazırlayan profesör profesör Dr. Muhittin Acar. Prof  Dr. Uğur Emek sunumlarını gerçekleştirecek.

Ardındanda “Yasadışı Ticaret Ve Kayıt Dışı Ekonomi İle Mücadele”  konusundaki paneliniz başlayacak.” Şeklinde gündemi açıkladı.

Uluslararası şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu üyesi Didem Soy raporu sundu. Didem Soy,”2030 yılına kadar şeffaflık derneği ne yapmayı planlıyor?  Bir yolsuzlukla mücadele haritası olarak görün. Bunu bir yol haritası belki hemde böyle bir iklimde çok zor bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Neden böyle bir şey yaptık. 

Bildiğiniz gibi Uluslararası Şeffaflık Derneği aslında Berlin merkezli Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün altında yer alan bir organizasyon ve uluslararası anlamda bir küresel yolsuzlukla mücadele stratejisi çıkarmaya çalışıyor. 

Berlin ekibi, bende o ekibin bir parçasıyım ve ulusal anlamda bu tür hareketleri bu tür değerlendirmeleri destekliyorlar.

Biz de bunun bir parçası olmak istedik ve Türkiye’de 2022 hadi öyle diyelim 2030 a kadar ne yapalım, ne yapılabilir? 

Yolsuzlukla mücadele anlamında kısa vadede neler olabilir? Uzun ve orta vadede neler yapabiliriz uzun vade. Türkiye neler yapabilir? Bunları biraz konuşmaya, tartışmaya başlamıştık. 

Bu belge oluştururken çok önemli zorlukla karşılaştık. Birincisi Türkiye’nin içinde bulunduğu politik ve ekonomik iklim. Herhalde şu an hepimiz bunu daha fazla hissediyoruz. Iklimin değiştiğini ekonomik anlamda özellikle aslında bu sadece Türkiye’de değil, biraz daha küresel boyutta düşünmemiz gereken de bir zorluk işte Ukrayna krizini görüyoruz, savaşı görüyoruz. Bunun yanında pandemi dan yeni çıktık ama bunun işte gıda fiyatlarına etkisini hissediyoruz. Iklim krizi kapıda. Göçmen krizi kapıda. Bunlar hep aslında bilmemiz gereken çeşitli zorluklar, tehditler ve Türkiye gibi orta ölçekli bir ülke. Yolsuzlukla mücadele için ne yapar? Yasa dışı ticaretle mücadele için ne yaparız? Konuşurken sanırım bu faktörleri de düşünmek gerekiyor. Bunlar işin zor kısmı ama şeffaflıkla mücadele konusunda şeffaflık derneği’nin tecrübesi var. Bu konuda deneyimleri var, birçok proje yaptık. 

Özel sektör, medya üniversitelerle şeffaflık okullarımız, yani şeffaflık üzerine birçok analiz yaptık, birçok proje yaptık. 

Bu veriye güvenerek aslında bu 2030 da neler yapabiliriz iyi biraz konuşmaya başladık. Ama 2017 sonrası tahmin edersiniz ki Türkiye’de işler birazcık değişti. Başkanlık sistemi ile geçişle beraber siyasi anlamda ciddi bir otoriterleşme eğilimi içindeyiz.

 2030 a kadar neler yapabiliriz sorusunu cevaplarken, bizim elimizi kolumuzu bağlayan bir şey açıkça söylemek gerekirse, siyasi kutuplaşma hukukun üstünlüğünün erizyona uğraması işte bildiğimiz. 

Çünkü tüm denetleme ve denge mekanizmalarının artık çalışmıyor olması gibi sorunlar hepimizin sanırım farkında olduğu sorunlar böyle bir siyasi iklimde çok da kolay değil, yolsuzlukla mücadele etmek için neler yapabiliriz? 

Konuşmak. Medyanın üzerindeki ağır baskı. Çünkü genelde medyanın rolü önemlidir. Eğer bürokrasiden cevap alamıyorsanız, siyasetten cevap alamıyorsunuz ama Türkiyede o da ciddi bir kontrol altında baskı altında, sosyal medyada içine koyarsak ekonomideki gerilemeler bizim bu rapor yazmaya başladığımızda dolar Tl paritesi bu kadar trajik değildi. 

O da böyle. Her gün değişen bir dinamik aslında ona da uyum sağlamak çok zor. Biz elimizden geleni yapmaya çalıştık ama çok hızlı dönüşen bir dinamik bugün sabahtan. 

Herhalde şimdiye kadar da bir şeyler değişmiştir. Kamu özel işbirliği ve bunun getirdiği birtakım yolsuzluk fırsatları Türkiye’nin her halde en çok konuştuğu konulardan bir tanesi şehir hastanelerinden mega projelere kadar. Ve devletin kurumsal kapasitesini tamamen çökmesi, zayıflaması gibi sorunlarla karşılaştık. 

Bu raporu hazırlarken. Aslında fırsatlar da var. Yani birazda olumlu olmak gerekiyor. Belki Türkiye’nin içinden geçtiği sürecin bu siyasi ve ekonomik iklimin yarattığı zorlukları konuştuk. Bunların farklı boyutlarını da slaytta yansıtmaya çalıştım ama fırsatların olduğunu da bilelim lütfen. Dünyada da bir şeyler değişiyor. Siyasi iklim otoriter eğilimler de biraz zayıflamalar belli ülkelerde görmeye başladık. Artık popülist söylemin de galiba çok fazla bir argümanı kalmadı.

Ben bir siyaset bilimciyim. Farklı ülkeler üzerinde çalışmalarım da var işte Sırbistan’dan Macaristan’a kadar bir şeylerin tükendiğini görebiliyorsunuz. Yani popülist söylemde galiba artık çok fazla bir fırsat kapısı bulamıyor kendine. Türkiye’de de benzer bir sürecin içinde olduğunu söyleyebiliriz. 2019 yerel seçimleri galiba bunu biraz bize hissettirdi.

 Seçimler hala bir fırsat. Seçimlerde bir şeylerin değiştirebilmesi hala bir fırsat. Bu otoriter bir rejime olmasına rağmen rekabetçi bir otoriter rejim hala Türkiye Onun dışında gelir eşitsizliğinin artması bir sorun ama aynı zamanda bir fırsat. 

Çünkü insanlar bir şeylere tepki vermeye başlıyor. Yolsuzluk insanları çok ısırmaz. Normalde Türkiye’de ama ekonomi ısırabilir. Enflasyon insanları harekete geçirebilir. Bunu bir fırsat olarak görüyoruz. Muhalefet ve STK arasında artan işbirliği, muhalefet partileri ve sivil toplum, üniversiteler, düşünce kuruluşları arasında artan işbirliği bizim için bir fırsat olabilir diye düşündük. 

Çevreci ve feminist hareketler. Türkiye’de ciddi bir kadın hareketi var. Bunun altını çizilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 

Dünyada artan toplumsal cinsiyet eşitliği duyarlılığı galiba. Türkiye’de güzel bir yansıma buldu. Bu ilerleyen yıllarda bir fırsat olabilir. 

Türkiye için bunun beraberinde çevre hareketleri tüm dünyada etkili. Türkiye’de böyle bir devinim var, bu da bir fırsat kapısı aralayabilir. Yeni medya ve digital platformlar. Medya kontrol altında olabilir ama artık sosyal medya var, farklı platformlar var.” Şeklinde rapor sundu.

Panelde Rıza Mehmet Korkmaz Gümrükle ilgili, Emrah Akın vergi kaçakcılığı ile Fatih Özdemir akaryakıt sektörüne dair Ardından İsrafil Özkan Türkiye’de Alkol kaçakçılığı ve devletin alkol politikaları ile ilgili bir sunumu sundu. Barış Zühdü Kalaycı de genel sektörlere dair genel bir değerlendirme yaptı.

Rıza Mehmet Korkmaz “Rıza Mehmet Korkmaz ÜNSPED Genel Müdürüyüm. Kısaca kendi geçmişimle ilgili bir bilgi arz etmek istiyorum. Ankara Üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi’ni bitirdikten sonra kısa bir Garanti Bankası müfettiş yardımcılığı çalışmamdan sonra maliye ve gümrük Bakanlığına gümrük Fethi olarak çalışmaya başladım. Yaklaşık bir yıl maliye Bakanlığında gümrük vergisi olarak görev yaptım. Amerika’da Norris üniversitesi’nin ekonomi masterı yaptım. Master dönüşü gümrükler muhafaza genel müdür yardımcılığı yaptığım konumuzla ilgisi benim burada olmamın bir diğer nedeni de biraz bu 2 buçuk yıl gümrükler muhafaza Genel Müdürlüğünde kaçakçılıkla mücadele konularında iştigal ettiğim önemli projeler yaptık. Özellikle o dönemde Avrupa Birliği projeleri çok revaçtaydı. 

Biz gümrük müsteşarlığına o günkü adıyla yaklaşık bir 18 000.000 avro’luk proje kazandırdık. Gümrükler muhafaza Genel Müdürlüğünde yaptığım çalışmalar sonrasında Avrupa Birliği dış ilişkiler Genel Müdürü olarak atandım. 

Yaklaşık 8 yıl Avrupa Birliği gümrük teşkilatında Avrupa Birliği ve dış ilişkiler Genel Müdürü olarak görev yaptım. Bu görevi sırasında vergi konseyi üyeliği görevinde de bulundum. 

Ayrıca Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki gümrük işbirliği komitesi eşbaşkanıydım. Bunları niçin söylüyorum? Bunun içinde biraz ifade etmek istiyorum. Bütün bu yol hikayelerinde bu görevlerimde. Türkiye’nin kaçakçılıkla mücadele hikayesini, kayıt dışılıkla mücadele hikayesini gözlemleme, bu mücadeleye katkı verme şansım oldu ve yaklaşık Türkiye’nin son 20 yılının canlı şahitlerinden birisiyim. Hem kamu sektörü bağlamında hem de son 3 yılda özel sektör çalışmalarımdan edindiğim tecrübelerle. Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sonra yurtdışına Amerika Birleşik Devletleri. Gümrük müşavir olarak atandım ve Çin Büyükelçiliği’nde 4 yıl görev yaptım. Kısa bir müsteşar yardımcılığı çalışmam olduğu gümrük ve ticaret bakanlığı’nda, ABD’de de yine ağırlıklı olarak Amerika ile özellikle yasadışı göçle mücadele, Türkiye’nin o zamanlar Suriye ile ilgili kriz başlamıştı. Tabi kırmızı çizgilerimiz vardı ama çoktan aşılmışda ayrı mevzu o kırmızı çizgi 100 binden fazla yasa dışı göçü kabul etmeyeceğimizi ifade ettiğimiz dönemlerden sonra büyük bir mülteci akını ile karşılaştığımız dönemde Amerika. Birleşik devletlerinde din ve o yaşanan süreçleri yine canlı bir şekilde şahitlik ettik. Nerelerde hata yaptığında ne yazık ki gözlemledik. Sonraki süreçte döndüğünüzde Türkiye’de yine tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğü görev yaptım ki bu da lojistikle ilgili bir genel müdürlük Türk Ticaret Bakanlığı’nda özellikle antrepoları geçişi depoların ve türkiye’de lojistik merkezlerin kurulmasıyla ilgili çalışmalar yürüttüm. 

Akabinde son 3 yıldır da kamu dan ayrılarak özel sektörün gümrük Müşavirliği alanındaki önemli firmalarından birisi olan üst etti. Ceo’muzla ve genel müdür olarak görev yapıyorum. Dediğim gibi bunun için bu kısa özeti yaptım. Nereden geldik? Onunla ilgili bir geçmiş hikayeleri tecrübeleri de sizlerle paylaşmak istiyorum anılarımı. 1989 yılında gümrük ve işareti olarak teşkilata girdiğimde günlük teşkilatına gümrükle ilgili tabi bilgim son derece sınırlıydı. 

Herkesin düşündüğü gibi gümrükleri. Son derece illegal yasadışı işlerin cereyan ettiği yoğun rüşvetin döndüğü yerler olarak. Tanıyorduk ve bununla mücadele azim ve kararlılığı ile doldurulmuş. Biraz önce arada konuştuk. Değerli hocalarımla da üstadları tarafından doğruluğu doldurulmuş keşfetmişler olarak sahaya indik, ilk görev yaptığım yer 7 kişilik bir müfettiş grubuyla ben daha buraya gittim. Habur’un 50 derecelik sıcağın da bir gümrük kapısını gördüğümde şoka uğradım. 

Inanılmaz bir ortam vardı. Binlerce araç giriyor çıkıyor. Olağanüstü bir insan trafiği karınca tabir ettiğimiz insanlar vardı. Ne yapar karıncalar 2 ülke arasında eşya taşırlar. Sırtlarında çantalarında çay işte o gün içinde değerliyse şeker, oyuncak, elektronik eşyalarla kaçakçılıktan bahsediyoruz ya. 

Dediğim gibi bir kaosu gördüm. Orada inanılmaz bir kaos, bir düzensizlik, fiziki altyapı berbat. Ve şuna kanaat getirdim. Bu benim iç yaram oldu. Orada Türkiye devleti gümrüklerin önemsemiyor. 

Yani gümrük idaresinin bu şekilde olmasını istiyor herhalde herhalde dedim. Kaçakçılıkla mücadele etmek istemiyor, vergi toplamak istemiyor, illegal bir yapının oluşmasına göz yumuyor. Bunun başka bir izahı olamaz dedim. Niçin? Çünkü Türkiye’de vergi gelirlerinin % 21 ini gümrük idaresi topluyordu, o gün için de öyleydi, bugün de böyle % 19 da 20:25 arası değişen vergi toplama oranları var. 

Bunları gümrük idaresi. Topluyor kaç kişi ile o gün için 6000 kişi ile topluyordu? Bu günde 16000 kişi ile topluyor. 6.000 kişi ile Türkiye’nin vergi gelirlerinin % 21 ini toplayan bir idare ve sefillik içerisinde. 

Binaları berbat altyapı yok, araçları yok insanlar bir başına bırakılmış. Sahipsiz mafyanın kucağında terör örgütü ile mücadele ediliyor. Hiç unutmuyorum. 

Hac konaklama tesislerinde kalıyorduk. Dışarıdan silah sesleri geliyor. Soruşturmaya gittim. Bana escort verdiler gözüm dışarıda bir silah kaçakçılığını soruşturuyorum. Öldürülme riskiyle baş başa Mersin serbest bölgesi’nde Kaçakçılık soruşturması yaptım. Barzani nin adamlarından tehdit aldım, ölüm tehditleri ile karşı karşıya kaldım. 

Serbest bölgelerden bahsettiğiniz . Serbest bölgelerin ne olduğunu anlatayım size yani ne yazık ki Türkiye de serbest bölgeler. Keşke sizin düşündüğünüz gibi çalışsa. Öyle çalışan serbest bölgeler de var. Elbette işte Ege serbest bölgesi gibi istanbul’daki serbest bölge gibi. Ama bir dönem özellikle serbest bölgeler ne yazık ki Kaçakçılık yuvasıydı. Bizler bunun canlı şahidi olduk. 

Sigara ve içki kaçakçılığının en yoğun içeren ettiği bölge, Mersin serbest bölgesi ve organize bir biçimde yapılıyor bunlar. Ömrümüz tabir yerinde ise bunlarla mücadeleyle geçti. 

Ben 20 yıl önce. Müfettiş iken Amerika’ya gitmeden önce bir makale yazmıştım. Yasa dışılıkla mücadele için. Nasıl yaşıyorsa dışılıkla mücadele eder diye gelmeden ona bir göz attım. Aynı şeyler aynı şekilde olduğu yerde duruyor. Söylediğim şeyler basitti, aslında sizlerinde işte. Raporlarında bulgulara eriştiğiniz şekilde öncelikle nedenlerine girmek lazım. 

Bu yasa dışılığa illegal iten nedenleri nedir? Bu nedenleri bir kurutmak gerekiyordu. Kök nedenleri bunları araştırdığımda hep şunu gördüm, Türkiye’de vergi oranları maalesef ne yazık ki çok yüksek. 

Yüksek vergi oranları elbette ki bu vergiden kaçmak kaçınmak isteyen kişileri kaçakçılığa cezbediyor. 

Vergi oranlarının yüksek olmasıyla birlikte fiziği kontrol oranları da çok yüksek. Şimdi eğer siz gümrük idaresinden geçmek istiyorsanız gümrüklerden geçmek istiyorsanız. 

Fiziki kontroller oranı ne kadar biliyor musunuz? Kırmızı hat diyoruz. Biz ona % 16 ithalatı. Bu modern ülkelerde % 34 tür. 

Bakın % 16 bir ürünü. Eğer çek edeceğim derseniz çek edemezsiniz mümkün değil. Ben müfettişlik yaptım. bir konteynırı ikinci muayene ederiz. Biz kontrol için açtım, 3 gün sürdü saymam. 3 günümü aldı, içinde kumaş vardı ondan çünkü tek tek parçalar alıyorsunuz. Laboratuvara gönderiyorsunuz hangisi hangisidir? Onun tarife istatistik pozisyonlarını belirliyorsunuz. O kadar zor bir süreç ki hiç öyle göründüğü gibi kolay değil. Onun için ne yapmanız gerekiyor? Teknoloji kullanmamız gerekiyor. Risk analizi yapmanız gerekiyor. Daha 2004 yılına kadar Türkiye’nin Avrupa Birliği serüveni yoğunlaşmaya başlayana kadar Türkçeleri bir risk analizi birimi yoktu. Biz orada bir risk yönetimi projesi yaptık. Ondan sonra risk analizi ile ilgili bir genel müdürlük kuruldu. Gümrük teşkilatı içinde ha ne yapıyor? Genel müdürlük. Bütün risk profillerini çıkardı.” Şeklinde açıklamalarda bulundu 

Moderatör Gizem Sema Emrah Akın hakkında, “Emrah Akın YMM BDO şirket ortağı, Yüksek lisansını Amerika’da finansal ekonomi alanında yaptı. Aynı dönemde Harvard üniversitesi’nde işletme ekonomisi alanında da öğrenim gördü. 

Maliye müfettişliği Ankara vergi Dairesi Başkanlığı grup müdürlüğü görevlerinin ardından 2011 de Ekonomi Bakanlığı bakan özel danışmanlığı görevine atandı. 2013 yılında kamudaki görevinden ayrılarak uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi KPMG ye katıldı ve şirket ortağı olarak birçok danışmanlık ve denetim projesi yönetti. Halen uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi onun şirket ortağı olan Emrah Akın, yeminli mali müşavir ve bağımsız denetçi unvanlarına haizdir. Bugünde bize tütün sektörüne dair bilgiler aktaracak.” Hakkında bilgi verdi. 

YMM BDO şirket ortağı Emrah Akın “Hayatımın büyük bölümünü Ankara’da geçirdim. Şeffaflık derneği’nin de bu fırsat için çok teşekkür ediyorum. Çünkü masanın 2 tarafında da bulunma fırsatı olmuş olan bir insanım. Yani şuan bahsettiğimiz bazı olumsuzluklar da mutlaka benimde payım vardır. Dolayısıyla bunun suçunu alarak konuşmaya başlamak istiyorum. Çünkü hem Maliye Bakanlığı’nda Ekonomi Bakanlığı birçok projenin içerisinde bulundum. Elimden geldiğince bazı şeyleri tabii Avrupa Birliği müktesebatı o istediği müddetçe batı uluslararası bazı önemli kuruluşların ki bunlardan birisi şeffaflık derneğidir. Bağlamında düzeltmeye, iyileştirmeye çalıştım. 13 yıllık memuriyet hayatımda ancak başarılı olabildiğimiz geldiğimiz noktadan belli. Ne kadar başarılı olduğumuz ben ikinci genel bir şeyden bahsedeyim, ikinci bir kayıt dışı ekonomiyle ilgili çok büyük problemi olan bir ülkede yaşıyoruz. Biliyorsunuz çok uzun yıllardır resmi bir kayıt dışı ekonomi oranımız açıklanmıyor. Aslında bizim biz bunun % 25 olduğunu varsaysak bile ki en son rakamlar 4  -5 sene öncesine ait aşağı yukarı 800 milyar dolarlık bir gayrisafi milli hasılanız varsa aşağı yukarı 200 milyar dolarlık bir kayıt dışı ekonomi ile karşı karşıya kaldığınızı gösterir. 

Ben maliyeci yim şu açıdan bakayım. bir maliyeti açısından buradan kurumlar vergisi gelir vergisi KDV ve ÖTV  alamadığınız anlamına geliyor ki bizim en büyük problemlerinden birisinin mali disiplin olduğunu düşünürseniz çok uzun yıllardır kayıt dışı ekonominin ne kadar büyük bir problem olduğunu. Görme şansımız olur. Tabi konumuz açısından kayıt dışı ekonomi değil ama kayıt dışı ekonomiyle bağlantılı bir konudan bahsettiğimiz için bunu söylüyorum. Maliye’nin benim için önemli kayıt dışı ekonomiyi ne bekliyor derseniz, buraya bağlanan konular aslında kayıt dışı ekonomiyi de besliyor. 

1 En başta gelen konulardan birisi enflasyonist ve ekonomik çalkantıların olduğu dönemler. 

Kayıt dışı ekonominin en çok beslendiği dönemler 

2 Nakit ekonomisinin çok yoğun olarak kullanılması. Türkiye gibi ülkelerde bu maalesef hala böyle kredi kartları ne kadar yaygın olsa da nakit ekonomisinin hala çok kuvvetli olduğu bir ülkede yaşıyoruz. 

3 Burada bu bizi ilgilendiriyor. Mali mevzuatın aşırı derecede karmaşık olması ve sık değişmesi, sık yapılan mali aflar gibi uygulamalar da kayıt dışı ekonomiyi coşturan temel sebepler. 

Bunun dışında birçok kayıt dışı ekonomiyi oluşturan konular var. Istihdamla alakalı gümrükler ile alakalı. Ancak ben kendi perspektifinden baktığımız zaman çok büyük oranda aslında kayıt dışı ekonomiyi bunların coşturdu. Söyleyebilirim. 

Peki bu çerçeve içerisinde Türkiye nerede duruyor? Türkiye aslında kayıt dışı ekonomiyi çok uzun yıllar boyunca özellikle 24/1/1980 den bu tarafa geldiğimizde aslında bir ekonomik lokomotifi olarak kullandığını söyleyebiliriz. 

Türkiye’nin kıymetli hocalarım bu konuları çok daha iyi yakından takip eden bu konularda çok kafa yoran insanlardır. Ama benim gözlemlediğim kadarıyla Türkiye’nin buradan elde edilen kaynağı aslında ekonomik anlamda bir lokomotif olarak kullanma tercihinin de olduğu yönünde. Onu da söylemiş olayım ancak bu konuda eylem planları hazırlanıyor. 

2016 2017 2018 de 2000. I ikinci yarısında ondan sonra 2020 bire kadar kayıt dışı ekonomi ile mücadele konusunda eylem planları hazırlandı. Ancak geldiğimiz yer henüz istediğimiz seviyede değil. 

Size hemen bir bütçe perspektif vermek istiyorum. Biz bu sene 2022 yılında bütçede ne bekliyoruz? Ondan birazcık bahsedeyim. Çünkü bu konuların hepsi buraya bağlanıyor. 

Biz bu sene bir trilyon 751 milyar gider yaparız demişiz. Devlet bütçesinde bütçe kanununda bir trilyon 625 milyarda gelirimiz olur. Bunun bir trilyon 430 milyar Tl’si. Vergi bütçe açığımız da 278 milyar Tl olarak gerçekleşir demişiz. 

Bütçe kanun teklifimizde zaten biliyorsunuz mali yılın başında da yasal aşıyor, yayınlanıyor. O günkü ekonomik gerçeklikle bugünkü ekonomik gerçeklik çok farklı tabiki. 

Bu rakamların çoğunun aslında bu sene satacağını tahmin etmemiz lazım. Özellikle de gelir bacağı tarafında ciddi problemler yaşayabileceğiniz şimdiden söyleyebiliriz. Gelir bacağı dediğimiz zaman bizim bütçemiz deki temel problemlerden birisi. Bizim gelirlerimizin dolaylı vergilere bağlı olması, yani bütçe gelirlerimizin aşağı yukarı vergi gelirlerimizin % 60 % 65 ini dolaylı vergiler dediğimiz KDV ve özel tüketim vergisi gibi vergilerden topluyoruz. Dolayısıyla ekonomik konjonktür deki herhangi bir dalgalanma ilk önce sizin bütçe vergi gelirlerinin vuruyor. 

Kaçınılmaz bir şekilde hatta buna ilişkin bir örnek vereyim size. Biz 2021 yılında petrol ve doğalgazdan 76 buçuk milyar Tl’lik bir gelir hedeflemişiz, 31. 8 milyar Tl ile kapatmış hız yarı yarıya tabi burada bireysel mobil sistemi var. 

Burada teknik olarak girmeyeceğim. Onu da uyguladığımız için bunun etkisi var ama. Asıl nedenlerden birisi bu dalgalanma. KDV de de aynı şey var onu söyleyebiliriz. Mesela KDV için de dahilde alınan KDV için hedeflediğimiz rakamın altında kaldık. 

Biz geçen sene tabii dolaylı vergiler ile yönetilen bir sistem içerisinde enflasyon bir taraftan hükümet tarafından da tercih edilen bir şeyi niye fiyatlar genel üzerindeki her artış sizi otomatikman vergi geliri olarak da yansıyor ama bu bütçenin gelir bacağı gider bacağına baktığınız zaman devletle biliyorsunuz bir hizmet alıcı. 

Alıcı ihale yapıcı bir organ dolayısıyla devletin gider bacağında da enflasyonun her bir puanlık değişimi aşağı yukarı 10 milyar Tl lik yaratıyor. Şimdi böyle bir sarmalın içerisinde bütçeye böyle baktık. Birazcık da asıl konumuza gelelim. Hızlıca kayıt dışı ekonomiden bahsediyoruz. Yasadışı ticaretten bahsediyoruz. Özellikle bazı ürünler ki bunların arasında tütün ve alkol öne çıkıyor. Son dönemlerde cep telefonunda birazcık öne çıkıyor ama asıl 2 ürün bütçe vergi geliri açısından da çok kıymetli olduğu için öne çıkıyor.”

2015 yılında yapılan yabancı uzmanınbir çalışmasını  araştırmasını açıkladı. “ Maalesef güncellenmemiş henüz ama 2015 yılı verilerine göre baktığımız zaman Dünyada. Yasa dışı ekonominin büyüklüğünün 870 milyar Amerikan doları olduğunu söylüyor. Bu çalışma bize ki ne kadar büyük bir rakamdan bahsediyoruz. Türkiye’ye geldiğimiz zaman daha dramatik bir rakamla karşı karşıya kalıyoruz. Kayıt iç ticaret oranının 2015 itibariyle % 27. 8 olduğunu söylüyor. Türkiye açısından bu yani bu kadarlık bir kaynağın üzerinden biz özel tüketim vergisi KDV gelir vergisi, kurumlar vergisi gibi hiçbir vergi toplanıyoruz. 

Yani devletin finansman açısından biliyorsunuz devletin 2 tane finansman kaynağı var temelde aslında. 

Birisi borçlanma, birisi vergi gelirleri, vergi elinizdeki düşüklüğü siz borçlanmayla tamamlamaya gayret ettiğiniz her noktada faizleri ve ekonominin genel düzeyini etkiliyorsunuz. 

Dolayısıyla devletin piyasadaki bozucu tarafı daha çok karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla bu bizim kayıt dışı ticaret aranızda yükseklik oldukça dikkat çekici. Yine bizim özellikle ben ya settede uluslararası yatırımcılar derneği de çok yakın çalışıyorum. Orada vergi ve teşvikler çalışma grubu başkanıyım Seyfettin hocaların yaptığı bir çalışma vardı. Bunun da aşağı yukarı 6 ay kadar önce bir sunumunu yaptık be tam bünyesinde alkollü içecek sigara, tütün, akaryakıt ve cep telefonlarının yasadışı ticaretinin analizi, çalışması, çalışmanın ayrıntılarına girmeyeceğim. Ama çalışmanın temel 2 tane büyük sonucu var. Onlardan birisi birisi şu, yasal malların fiyatlarını artıran yüksek vergiler, yasadışı mallara talep yaratmaktadır. Artık bunu herhalde sokaktaki çocuğa bile söyleseniz Türkiye’de herkes bunu biliyor. Ikincisi yasadışı ürün arzını da talep ediyor, şeyi arttırıyor bu yani hem talep tarafında hem arz tarafında ikili bir mekanizma yaratıyorsunuz. 

Siz yüksek vergilerle tabi bazı malların üzerindeki yüksek vergiler değil, sadece problem vergi yapısı da biraz sonra birazcık tütünden birazcık örnek vereceğim. Tütün sektöründe biz şunu iddia edersek çok absürt, bir şey söylemiş oluruz, sigarada vergi düşürelim. Vergisi ödenmemiş piyasayı daraltan böyle bir şey iddia edebilmek çok kolay değil. Türkiye’deki ve dünyadaki konjonktüre bakarsanız sigara açısından veya alkol açısından. Dolayısıyla verginin yapısı da bazen aslında yasa dışı ticareti tahrik ediyor. Yani siz verginin yükünü değiştirmeden vergi kompozisyonunu değiştirerek yasadışı ticaretinin tahrip edilmesinin azaltabilirsiniz de böyle modellerde var. Ondan da birazcık bahsedeceğim. Kıymetli hocam laffer den bahsetti laffer konuda bir çalışması var. Herkesle laffer mesela genellikle doğrudan vergiler için. Söylendiğini iddia ediyorlar. Oysa ki laffer dolaylı vergilerle ilgili laffer eğrisi üzerinde yaptığı bir çalışma var. Onlarında birazcık bahsedeceğim biraz sonra. 

Kaçakçılık ve organize suçlar. Mücadele raporundan hocam da gene bahsettiler. Ben kaçak sigara miktarına oranı olarak söyleyeyim. 2020 yılında aşağı yukarı 4 000 000 paket kaçak sigaradan bahsediyor. 

Aşağı yukarı 76 000 kaçak cep telefonundan bahsediyor. Rapor kaçak akaryakıt da aşağı yukarı 13.000 000 litre. 

Dolayısıyla buradaki kayıp ve kaçağın boyutuna baktığınız zaman bütçe içerisinde aşağı yukarı sadece sigara açısından söylüyorum, 50 milyar Tl’lik bir kayıptan bahsediyorsunuz 50 milyar Tl bizim bütün MTV yani motorlu taşıtlar üzerinde. Yüzde 80 Aldığımız vergiler.” Emrah Akın telefon örneği vergiden yola çıkarak verginin vergisi alındığını, tütünde nisbi ve maktu vergilerin uygulandığındaki farkları, vergi yüksekliğinden vergilerin kaçakcılığa davetiye çıkardığını bütün çıplaklığıyla anlatdı.

Diğer panelistlerde Akaryakıt, alkol hakkında paralel sunumları gözler önüne serdiler.

Genel Değerlendirmeyle Panel ve toplantı son buldu.

yilmazparlar@yahoo.com 

Türkiye’de Yasa Dışı Ticaret, Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.